Mehmet Tolga Akalın, İyi Parti'den istifa etti: Partimiz kuruluş hedeflerinden uzağa düşmüştür

Mehmet Tolga Akalın, İyi Parti'den istifa etti: Partimiz kuruluş hedeflerinden uzağa düşmüştür

İyi Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve eski Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Tolga Akalın, sosyal medya hesabından yayımladığı kapsamlı bir açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu.

İyi Parti'de istifa rüzgarı durmuyor...

İyi Parti Kurucular Kurulu Üyesi ve eski Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mehmet Tolga Akalın, partisiyle yollarını ayırdı.

Mehmet Tolga Akalın, sosyal medya platformu X hesabı üzerinden detaylı bir açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu.

İSTİFA AÇIKLAMASI YAPTI

"Kamuoyuna saygılarımla" başlığıyla paylaştığı metinde İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ile uzun süredir fikir ayrılıkları yaşadığını aktaran Akalın, "Partimizi kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür." dedi.

Akalın, "Bugün hiçbir mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum." sözlerini kullandı.

Dervişoğlu'na ithafen "Başka partilere yapılan şantajı dert edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru değildir." diyen Akalın, açıklamalarında ayrıca şu sözlere yer verdi:

"PARTİMİZ KURULUŞ HEDEFLERİNİN ÇOK UZAĞINA DÜŞMÜŞTÜR"

Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin tarih içindeki büyük yürüyüşünün muhteşem eseridir. Bu eser, milletin derunundan gelen büyük ruhun var ettiği devletimizin kimliğinde ebedi varlığını temsil eder.

Bizler bu ruhun, bu kimliğin, bu muhteşem maceranın aşıkları, sevdalıları ve mensuplarıyız. Bu inançla yetiştik, milletimizin bendeleri olduk.

Bu inancın ve vazife anlayışının bir ürünü olarak demokrasi tarihimizin sahnesinde yer almış olan İyi Parti; Cumhuriyet’in kurucu değerleri üzerinden restore ederek ve geliştirerek yeniden tesis edebilmek için kurulmuştur.

İyi Parti, süreçte büyük emek sahibinin üzerinde Türk milliyetçisinin oluru ve Türkiye’nin yurtsever, demokrat ve muhafazakar insanlarının katkıları ile kurulmuştur. Partimizi kuruluş iddia ve hedeflerinin çok uzağına düşürmüştür.

Yeniden ayağa kalkabilmemiz için büyük bir umut olan 27 Nisan 2024 tarihli olağanüstü kongremizden bugüne kadar geçen yaklaşık iki yıllık süre içerisinde de parti üst yönetimini, asgari nezaket zaaflarına rağmen, partimizi yeniden kuruluş eksenine oturtacaklarına ve hedeflerine taşıyacaklarına dair umudum sebebiyle koşulsuz ve açıkça destekledim.

"GENEL BAŞKAN İLE FİKİR AYRILIKLARINA DÜŞTÜK"

Bugün geldiğimiz noktada Sayın Genel Başkan ile kasım ayından itibaren yaşanan bazı politik gelişmeler karşısında alınması gereken tavırlar konusunda aylardır derinleşen fikir ayrılıklarımız olduğunu görmekteyim.

Başka partilere yapılan şantajı dert edinip kendisine yapılan şantaja karşı sessiz kalmak doğru değildir.

Üstelik, şantajcıyı tekrar baş tacı ederek partimizde yeniden bir cam tavan oluşmasına müsaade etmek de anlaşılabilir değildir.

Diğer yandan, ihanetin karşısında dimdik duran partilere aylardır mütekabil nezaket ziyareti yapılmamasının, partimizin yeni rotasının izlerini gösterdiğini de üzülerek görmekteyim.

Bilinir ki bazen insanın yapmadıkları ne yapmak istediğinin en açık göstergesidir.

"İYİ PARTİ İLE HUKUKİ BAĞIMI KESMEKTEN BAŞKA BİR YOL KALMADI"

Tüm bu ve benzeri durumlar karşısında uzun süreli bir iç politik mücadele başlatmak bir seçenek olmakla birlikte, sonuçta bunun kazananlarının, partinin kuruluş hikayesi ve mücadelesinde olmayan, kariyeri planlanmış birkaç siyasetçi olabileceği de aşikardır.

Kaldı ki maziye olan hürmet, dostlukları muhafaza mesuliyeti ve müşterek binlerce partili arkadaşlarımızın incinme ihtimali de beni böyle bir mücadeleye girmekten men etmektedir.

Diğer yandan, uğrunda milletimize ve arkadaşlarımıza karşı kefil olduğumuz büyük bir hikayenin ve iddianın öksüz kalmasına sessiz kalabilmek de mümkün değildir.

Bu koşullar altında hem siyasi iddiamızı hem de dostluklarımızı muhafaza etmek için uzun yıllardır mücadele arkadaşlarımız ile birlikte bir evlat gibi büyüttüğümüz İyi Parti ile hukuki bağımı kesmekten başka bir yol kalmadığını üzülerek ifade etmek istiyorum.

"HİÇBİR MÜCADELE ARKADAŞIMIN HENÜZ HELALLİĞİNİ İSTEMİYORUM"

Cumhuriyet’imizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Bu ilke, Cumhuriyet'in ruhudur ve bu ruhu yaşatmak her Türk evladının en mukaddes vazifesidir." ifadeleri, bizlerin siyasi mücadelesinin referansı ve özetidir.

Tanıyanlar bilir ki bütün bir siyasi yaşamım; Türk milletinin özgürlüğünün ve egemenliğinin coğrafyamızda ilelebet hakim olabilmesi için, Cumhuriyet’i kuran Türk milliyetçiliği fikrinin ve ona bağlı kadroların Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ülkeyi yeniden yönetmesinin bir ihtiyaç olduğu inancına adanmıştır.

İnanıyorum ki bundan sonra da böyle olacaktır.

Bugün hiçbir mücadele arkadaşımın henüz helalliğini istemiyorum.

Çünkü biliyorum ki bir gün dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere ve nehirler de okyanuslara kavuşacak ve bizim hikayemiz asla yarım kalmayacaktır.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi