Ömer Çelik İran'dan gelen füzeleri değerlendirdi: Kimse bizi kumpasa çekemez

Orta Doğu'da devam eden savaşın ortasında güven ve huzurun aynen devam ettiği Türkiye'nin bölgedeki ateşten uzak duracağını belirten AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Milli güvenliğimiz pazarlık kabul etmez." ifadelerini kullandı.

ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşa karşı, İran'ın düzenlediği misilleme saldırıları sırasında 3 füze Türkiye sınırları içerisine girmişti.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) İran'dan ateşlenen balistik füzelerin Türk hava sahasına girdiği üç ayrı ihlalde NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından havada imha edildiğini açıklamıştı.

İlk füze, Hatay'ın Dörtyol ilçesi üzerinde NATO tarafından imha edilmiş; bölgede enkaz parçaları görülmüş ancak can kaybı veya maddi hasar oluşmamıştı.

İkinci füze ise Gaziantep'in Şahinbey ilçesi üzerinde düşürülmüş ve boş arazide etkisiz hale getirilmişti.

MALATYA'YA PARTIOT SİSTEMİ KONUŞLANDIRILDI

Yaşananların ardından Malatya'ya Almanya'dan Patriot hava savunma sistemi konuşlandırılmıştı.

İran Ankara Büyükelçiliği ise yaptığı açıklamada, Türkiye'ye herhangi bir füze fırlatılmadığını ifade etmişti.

Büyükelçilik, "İran'ın Türkiye'ye saldırmak gibi bir niyeti yoktur. Savunma eylemlerimiz yalnızca saldırının kaynaklarına yöneliktir." demişti.

Bölgedeki gerilim devam ederken, Türkiye'nin hava sahası ve topraklarının korunması için gerekli tüm tedbirlerin alındığı ifade edilmişti.

İRAN'DAN TÜRKİYE'YE GELEN FÜZELERE İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI

AK Parti MYK toplantısının ardından basın toplantısı düzenleyen Parti Sözcüsü Ömer Çelik, gündeme ilişkin değerlendirmeler yaparak, Türkiye'ye gelen füzelere ilişkin "Bizim de gördüğümüz şeyler var." dedi.

Türkiye'nin barıştan yana olduğunu tekrar vurgulayan Ömer Çelik, "Ülkemiz bu ateşten uzak duracaktır." ifadelerini kullandı.

"BİZİM DE GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEYLER VAR"

Ülkemize gelen füzelerle ilgili de şunu söylemek isterim. İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor.

Tabii bizim de gördüğümüz bazı şeyler var. Bunu çeşitli radar sistemlerinden görebiliyoruz. Dolayısıyla bütün bu tartışmayı şöyle bağlayalım.

Eğer bu oradaki ayrı küçük bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış, pusulasını şaşırmış bir yaklaşım ise şimdilik Türkiye burada duruyor.

"MİLLİ GÜVENLİĞİMİZ PAZARLIK KABUL ETMEZ"

Ama aynı zamanda da Türkiye dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez.

Pazarlık kabul etmez. Herhangi bir tenzilatı kabul etmez.

Dolayısıyla biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz.

"İLBER ORTAYLI, KELİMENİN TAM ANLAMIYLA BİR VATAN EVLADIYDI"

Çelik'in açıklamalarında öne çıkan satır başları şunlar:

İlber Ortaylı'nın Cumhurbaşkanımızın kararıyla Fatih Camii Hazire'sine gömülmesi Fatih’i dünyaya doğru tanıtma ve gençlere doğru tanıtma açısından verdiği emeğin selamlanması bakımından da son derece kıymetli olmuştur.

Aynı zamanda diğer alimlerimizle diğer merhum ulemayla yan yana yatacak olmasının da devlet millet hayatımız açısından işaret ettiği büyük değerler ve değerlendirmeler vardır.

Hocamız tabii tarihi, kitlelere sevdirmekle daha çok anılıyor ama bir tarihçinin ötesinde gerçekten büyük bir mütefekkir kelimenin tam anlamıyla alim kelimenin tam anlamıyla üstat kelimenin tam anlamıyla bir vatan evladıydı.

"TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEĞERİNİ KAYBETTİ"

Türkiye’nin değerlerinin korunmasında, Türkiye’nin evrensel dünyada doğru değerlendirilmesinde çok büyük katkısı oldu.

Hepimiz öğrencilik yıllarımızdan itibaren eserlerini okuduk konferanslarını dinledik. Daha sonra bir büyüğümüz olarak çok daha yakınında sohbetlerinde bulunduk.

Gerçekten Türkiye büyük bir değerini kaybetti.

"BÜYÜK BİR ALİMİ, BÜYÜK BİR DEĞERİ, BÜYÜK BİR HAFIZAYI KAYBETTİK"

Dün de Fatih Camii’nde çeşitli illerden gelen vatandaşlarımız, alimlerimiz, tarihçilerimiz, genç kardeşlerimiz, Türkiye’nin değerlerine sahip çıkanlara, Türkiye’nin nasıl sahip çıkacağını bir kere daha gösterdi.

İşini, ilmini ciddi alanlara yöneltenlere ve hayatı doğru değerlendirenlere genç kardeşlerimizin nasıl sahip çıkacağını gösterdi. Muhterem ailesine buradan bir kere daha başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Tabii öğrenciliğini yapmış, onu dinlemiş, sohbetinde bulunmuş herkes onun ailesiydi. Bütün Türkiye'nin başı sağ olsun. Büyük bir alimi, büyük bir değeri, büyük bir hafızayı kaybettik.

"KIRIM'DAN GELEN TOPRAK, ORTAYLI'NIN MEZARINA EKLENDİ"

Dün Fatih Camii'nin haziresine defnedilirken Kırım'dan gelen toprak ve Gelibolu'dan gelen toprak mezarına eklendi.

Orada üstüne son vazife olarak atılan, dualarla birlikte atılan toprak da onun ufkunun bir kere daha altının çizilmesi bakımından çok önemli oldu.

Gerçekten çok üzgünüz. Cenab-ı Allah rahmet eylesin. Allah gani gani rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Ülkemiz bu tip değerlerden yoksun olmasın.

"MURAT KEKLİKÇİ'YE ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUZ"

Tabii bir diğer taziyemiz de bir meslektaşınızın vefatı dolayısıyla. Savaş muhabirliği başta olmak üzere pek çok alanda Sabah Gazetesi'nin muhabiri Murat Keklikçi'ye de Allah'tan rahmet diliyoruz.

Sizlere de hepinize başsağlığı diliyorum. Şu anda dünyanın çeşitli yerlerinde hakikati duyurmak için vazife yapan, zor koşullarda görev yapan bütün meslektaşlarınıza da buradan sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz.

"HAZIRLIKLARIMIZ HER AN TAZE"

Tabi ki Cumhurbaşkanımızın siyasi liderliğinin önderliğinde çeşitli senaryolar hazırlıklarımız her an var her an taze.

Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif'in İstiklal Marşıdır. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Bütün gayretimiz bunun için olacaktır.

Dünya büyük bir savaştan geçiyor. Bu süreçte Cumhurbaşkanımızın, Gazi Mustafa Kemal anısına verilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'nün BM Genel Sekreteri Gutteres'e verilmesini çok anlamlı kabul ediyoruz.

"İRAN TAMAMEN HAKSIZ BİR SALDIRIYLA KARŞI KARŞIYADIR"

İran'da üst düzey isimlere suikast yapıldığı bilgisi geçiyor. Tabi burada bambaşka bir tablo çıkıyor.

Amerika'dan yapılan açıklamalara baktığımızda İran'ın haksız ve hukuksuz saldırılara karşı yapacaklarının değerlendirilmediği görülüyor.

Uluslararası Hukuk açısından İran tamamen haksız bir saldırıyla karşı karşıyadır.

Yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden daha çok savaş uçağı istemek oluyor.

Bu işin sonu iyi değil. Bir çıkış planınız yoksa bir işe girmeyeceksiniz.

"ORTA DOĞU'DA MÜZAKERE MASASI KURULMALIDIR"

İsrail'in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurması... Devletler devlet gibi hareket etmelidir. İsrail'in yaptığı bütün saldırılar gayrı meşrudur.

Savaş durmalıdır. Müzakere masası kurulmalıdır. Bir ülkeyi rejimini sevmiyorum diyerek bombalamak çok kötü şeylerin kapısını açar.

"İSRAİL, LÜBNAN'I GAZZE'LEŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR"

Bu suikastlar yöntemiyle İsrail'in ortaya koyduğu dayatma felaketler getirecektir. İsrail'e karşı dünya net bir tutum almadığı sürece İsrail'i daha vahşi davranmaya teşvik etmiş oluyor.

İsrail net bir biçimde Lübnan'ı Gazze'leştirmeye çalışıyor.

İç kamuoyumuzda bu meseleler değerlendirilirken kesinlikle mezhep tartışmalarından uzak durulması gerekir.

Aynı Gazze'ye yaptığı gibi önce Beyrut'un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor.

Gazze'de yaptığı gibi önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma, sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan'a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor.

Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze'de Hamas'la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu.

Lübnan'da da Hizbullah'la mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye, sivil altyapıyı askeri altyapıyla birlikte hedef almaya devam ediyor.

"MEZHEP TARTIŞMALARI, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ ZAYIFLATMAYA ÇALIŞAN GÜNDEMLERDİR"

Dolayısıyla İsrail'in kendi kendisine birtakım kavramsal şemalar üretmesi ve kendi kendisine birtakım özdeşleştirmeler yapması esasında bugün adalet, hakkaniyet ve kurala dayalı düzen hakkında olumlu fikri olan herkesin hedef alınması anlamına geliyor.

Bütün bu çerçevede söylemek istediğim konulardan bir tanesi de iç kamuoyumuzda kesinlikle ve kesinlikle bu meseleler değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak durulması gerektiğidir.

Bu mezhep tartışmalarını içimize kim sokuyorsa, diyelim ki İran ile ilgili konuyu değerlendirirken, diyelim ki Suriye ile ilgili konuyu değerlendirirken, diyelim ki Lübnan ile ilgili konuyu değerlendirirken buradaki aktörleri mezhep tartışması üzerinden değerlendiriyorsa bilelim ki bunlar çok tehlikelidir ve bir takım dış destekli, sosyal medyanın algoritmalarıyla da oynanarak gündemleştirilen, bizim bağışıklık sistemimizi zayıflatmaya çalışan gündemlerdir.

"DURULMASI GEREKEN YER, TÜRKİYE'NİN MİLLİ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA KARARLI OLMAKTIR"

Mezheplerle ilgili tartışmalar yüzyıllardır vardır. Bir takım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları ve mezhepçi yaklaşımları görüldü.

Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi ve uyarılarımızı defalarca söyledik. Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman mesele Sünnilik veya Şiilik meselesi değildir.

Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır temelinde yaklaşımını en güçlü şekilde ortaya koymuştur.

Şimdi komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunun içerisinde durulması gereken yer birincisi Türkiye'nin milli güvenliği konusunda kararlı olmaktır.

İkincisi bölge barışının korunması konusunda kararlı olmaktır. Üçüncüsü küresel barışı da tehdit eden ve kurala dayalı düzeni ortadan kaldırmaya çalışan bütün şer şebekelerine karşı durmaktır.

"MEZHEP TARTIŞMALARI SON DERECE TEHLİKELİDİR"

Bütün bunun içerisinde tutup da mezhep tartışması açmak, mezhepler üzerinden ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak ve bugün alınması gereken ilkeli duruşun zeminini tahrip etmeye çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır

Bunun Türkiye'ye faydası yoktur. Komşu halklara ve kardeş ülkelere de bir faydası yoktur. Bu tartışmaların açılması son derece tehlikelidir.

Alimler ve ulema zamanı geldiğinde bu tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmalar yüzyıllardır sürmektedir.

"MEZHEPLERİN HEPSİ SAYGI DEĞERDİR"

Birisi mezhepçilik üzerinden bir siyasi tutum geliştiriyorsa, hakka, hakikate ve adalete mezhepçilik üzerinden fanatik bir yaklaşımla karşı çıkıyorsa ona dönük eleştirilerimizi zaten söylüyoruz.

Ama şimdi bütün bu gelişmeleri mezhepçilik üzerinden tartışma meselesi değildir. Mezheplerin hepsi saygıdeğerdir. Çünkü mensupları saygıdeğerdir. Mensupları onu seçmiştir.

Oradaki tartışma alimler açısından her birimizin bir mezhebi ve bir tercihi olmasıdır. Ama karşımızdakine de bu açıdan saygı duyuyoruz.

Bununla ilgili tartışmalar yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Ama mezheplere aidiyeti siyasi mezhepçiliğe çevirenler bilsinler ki bu ülkenin yararına bir iş yapmıyorlar.

"BU TARTIŞMALARIN ÜLKEMİZİN İÇERİSİNE TAŞINMASINA MÜSAADE ETMEMELİYİZ"

Geçmişte de çeşitli olaylarda gördük. Bir takım sosyal medya hesaplarında siyasi mezhepçilik yapanların, siyasi mezhepçiliği bu ülkenin içine sokmaya çalışan bir takım yabancı sosyal medya hesapları olduğunu ve bunların yabancı bazı istihbarat örgütleri tarafından desteklendiğini geçmişte defalarca gördük.

Bu tartışmaların ülkemizin içerisine taşınmasına müsaade etmemeliyiz.

Siyasi mezhepçiliği kim ne yaparsa yapsın, kim karşımızdakiler böyle davranıyor olsa bile, bugün mazlumdur diye yanında durduklarımız geçmişte bu ilkeli davranışı göstermemiş olsa bile, bugün karşısında durduklarımızla aynı mezhepten olsak bile hiçbir şey fark etmez.

Bugün en tehlikeli şeylerden bir tanesi siyasi mezhepçiliktir. Sırf mezhebimizdendir diye, aynı mezhepteniz diye onun haksızlığına göz yummak siyasi mezhepçiliktir.

Bugün mazlum olup da bizden farklı bir mezhebe sahip olduğu için onun yanında durmamak, onun hakkını savunmamak, sırf mezhebimiz farklı diye o mazlumun hakkını savunmamak da siyasi mezhepçiliktir.

Bunları asla kabul edemeyiz, asla meşru göremeyiz ve ülkemizin içerisinde bu fitnenin sokulmasına asla müsaade etmemeliyiz.

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi