Ümit Yenişehirli yazdı: Demir Kubbe palavraları

Ümit Yenişehirli yazdı: Demir Kubbe palavraları

Ümit Yenişehirli, İsrail'in ABD destekli İran saldırılarını ve karşılığında İran'ın karşı koymasıyla Körfez ülkelerinde gelişen olayları değerlendiren bir yazı kaleme aldı.

ABD ve İsrail saldırıları karşısında ilk günden itibaren direncini en üst seviyede ortaya koyan İran, çok uzun menzilli füzeleri de dahil olmak üzere birçok sürprizle saldırganları afallatıyor. Bütün bu süreçte, yıllardır uluslararası medya şişirmelerinin de yardımıyla yere göğe konulamayan savunma sistemi Demir Kubbe’nin ise aslında nasıl da “patates olduğu”, İsrail’in tepesine tepesine inen füzelerle ortaya çıktı/çıkıyor. 

GÜYA ‘GEÇİLMEZ KALKAN’DI

İsrail’in Demir Kubbe (Iron Dome) sistemi, yıllarca “askeri teknolojinin zirvesi ve geçilemez bir kalkan” olarak pazarlanmıştı. Ancak son yıllardaki çatışmalar, özellikle de İran ile yaşanan gerilimler, sistemin sadece bir “mit” olduğunu ortaya koydu. 

Demir Kubbe fikri, 2006 yılındaki İkinci Lübnan Savaşı sırasında İsrail’in, Hizbullah’ın attığı binlerce roket karşısında çaresiz kalması üzerine ortaya çıkmıştı. Test çalışmaları 2008-2010 yılları arasında gerçekleştirilen sistem, ilk kez Nisan 2011’de Gazze’den atılan bir roketi imha ederek operasyonel hayatına başlamıştı. 

DÜNYA MEDYASI ÖVDÜ, TÜRK MEDYASI DA PEŞİNE TAKILDI 

Sistemin ilk yıllarında hem İsrail hem de dünya basını, Demir Kubbe’yi abartılı ifadelerle anlatıp durmuştu. O yıllarda hala etkisi süren ve “kartel medyası” olarak adlandırılan Türk basınının önemli bir bölümü de bu furyaya katılmıştı. 

O günlerin gazetelerinde, “Görünmez çelik zırh. Yüzde 99 başarı oranı. Gök kubbenin efendisi. Teknolojik mucize. Kuş uçurtmuyor. İsrail’in aşılmaz kalesi. 4 saniyede imha ediyor. Füze avcısı. Sihirli değnek” gibi başlıklarla, sanki sistemin hiçbir zayıf noktası yokmuş gibi bir hava oluşturulmuştu. Bu arada, günümüzde bu tip haberlerin linklerini arama motorlarıyla bulmak isteyenler ise genellikle - muhtemelen basındaki yönetim değişiklikleri ve aklıselim mucibince - “temizlenmiş arşviler”le karşılaşıyor.  Böylece, yaşı yetenler için kişisel hafıza hatırlatsa da “dijital evren”de ilgili haberlere gidilmek istenildiğinde sonuç alınamıyor. 

‘DOYMA NOKTASI’ GERÇEĞİ FİYAKAYI BOZDU 

Zaman içerisinde, “İsrail’in parlak sistemi”nin aslında o kadar da güçlü olmadığı tekil bazı olaylarla daha net anlaşılır olsa da dünya çapındaki medyatik ağın kurgusal başarı hikayeleri yine de algıyı şekillendirmekteydi. 

Hamas’ın 7 Ekim 2023’te soykırımcı ve işgalci İsrail’e Aksa Tufanı’yla çok kısa bir zaman aralığında binlerce roketi fırlatmasıyla birlikte, Demir Kubbe’nin sırları da dökülmeye başlayacaktı. Hamas’ın, daha ilk saatte yaklaşık 5 bin roketi ateşlemesi üzerine Iron Dome resmen kilitlenmişti. Demir Kubbe’nin, aynı anda takip ve müdahale edebileceği hedef sayısının sınırlı olduğu böylece anlaşılmıştı. Sistem; bataryalarda mühimmat tazeleyemeden, peş peşe gelen roketler yerleşim birimlerine düşmeye başlamıştı. 

İSRAİLLİ SAVUNMA UZMANI: IŞIK GÖSTERİSİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL

Demir Kubbe’ye İsrail içinden yöneltilen eleştiriler son yıllarda giderek arttı. Bu eleştirileri getiren isimlerden birisinin, İsrail Devleti’nin Savunma Ödülü verdiği uzay mühendisi Dr. Moti Shefer olması, söylenenleri daha da önemli kılıyor. Shefer, son beş yıldır sistemin prestijini yerle bir eden açıklamalarda bulunuyor. Ona göre, Demir Kubbe aslında “bir ışık gösterisi”nden başka bir şey değil. Shefer, “Bu bir ‘illüzyon’. Havada görülen patlamaların nedeni, füzelerin imhası değil, önleyici füzelerin kendi kendini patlatması. Demir Kubbe, askeri bir gereklilikten ziyade İsrail kamuoyuna ‘güvendeyiz’ hissi vermek için kullanılan siyasi bir araç.” diyor. 

FABRİKASYON FÜZEYE KARŞI EL/EV YAPIMI FÜZE ÜSTÜNLÜĞÜ 

Demir Kubbe’nin İsrail açısından dezavantajlı bir yönü de hasım füzelerle arasındaki inanılmaz maliyet farkı olmuştu. Buna göre, bir “tamir” füzesinin maliyeti yaklaşık 40-50 bin dolar iken, Gazzeli Müslüman savaşçıların adeta el yapımı/ev yapımı basit roketlerinin birim maliyeti ise sadece 300-500 dolar arasındaydı. Bu finansal gerçek de İsrail’in savunma yaparken aslında ekonomik olarak kendi kendini tükettiği gerçeğini ortaya koymuştu. Su gibi harcanan paraların olumsuz etkisi, İsraillilerin Demir Kubbe’ye olan inanç ve sahip çıkışını ciddi manada sekteye uğratmıştı.

İRAN’LA AYYUKA ÇIKAN DEFOLAR 

İsrail ile İran arasında 2024 yılında başlayıp, bu yılın 28 Şubat’ındaki saldırılarla zirve yapan son gerilim dalgası ise Demir Kubbe’nin, İsrail’de dar bir kesim tarafından bilinen defolarının artık tüm dünyaca anlaşılmasının yolunu açtı. 

Savunma uzmanlarının dile getirdiği bu defolar, şu noktalarda yoğunlaşmakta:

Balistik Füze Yetersizliği: Demir Kubbe aslında kısa menzilli roketler için tasarlanmıştı. İran’ın gönderdiği hipersonik veya gelişmiş balistik füzeleri durdurma görevi ise Arrow ve Davud Sapanı sistemlerine aitti. Ancak bu sistemler de İran’ın yoğun füze yağmuru altında sızıntı verdi. Alçaktan Uçan Drone'lar: İran ve Hizbullah’ın kullandığı Şahid serisi gibi kamikaze drone'ların radar izi düşük olduğu ve çok alçaktan uçtukları için Demir Kubbe radarlarınca tespit edilemiyor. Hata Payıyla Kendini Vurma: Demir Kubbe füzelerinin teknik arızalar nedeniyle kalkıştan hemen sonra geri dönüp, İsrail topraklarını vuruyor olması. Dış Destek Bağımlılığı: Demir Kubbe aslında kendi kendine yetemiyor. Son günlerde sürekli olarak ABD, Ürdün, İngiltere ve Fransa’dan hava desteği alınmak zorunda kalındı.

Jamshid Khan, Amanullah Ullah, “Demir Kubbe’nin Eleştirel Değerlendirmesi”, Lahor Üniversitesi Siyaset Bilimi Dergisi Mart 2023

- David Hambling, “Demir Kubbe Sorunları”, Forbes, 12 Mayıs 2021

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi