Yahudilik ve Hıristiyanlık’taki kurban
Onlarda da vardı ama...
İslam dünyası, kurban bayramını idrak etmeye hazırlanıyor. Maddi durumu müsait Müslümanlar, yarın sabahtan itibaren Allah’a şükürlerini, kurban ibadetini yerine getirerek gösterecekler. Kurban kesmeye imkânı olmayanlar da Allah’ın rızasını ve ikram etmeyi gözetenlerin ulaştırdıkları kurban etleriyle bu sevinci paylaşacak.
KURBAN, HZ. ÂDEM ZAMANINDAN BERİ VAR
İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem'den bu yana zamanın şartlarına göre değişen küçük farklar dışında, doğrusal bir çizgide ilerleyen tevhit inancında, bugün İslam içinde var olan namaz, hac ve daha birçok ibadet de bazı farklarla da olsa bulunmaktaydı. Kurban, Hz. Âdem'in çocuklarından Kabil’in Habil’i katletmesi olayında da yer alacak kadar eski bir ibadetti. Ancak zamanla tevhit inancından sapıldıkça bazı ibadetlerin mana ve şekli bozuldu, bazıları da tamamen yok oldu. Bunların içinde kurban ibadeti, Yahudiliğin tarihin akışındaki varyasyonları ile Hıristiyanlık’ta da vardı ama zamanla kayıplara karıştı.

YAHUDİLİK’TEKİ KURBAN İBADETİ
Yahudilik’te kurban, Tevrat’ta detaylı olarak anlatılan ve MÖ 1. binyılda ağırlıklı olarak Kudüs’teki tapınakta yapılan bir ibadetti. Yahudilerin kurban çeşitleri arasında Olah (tamamen yakılan), Zevah (barış için), Şelamim (önemli kısmı rahiplerce yenilen) ile Hattat (günah affı için) ile Aşam (mülkiyet suçlarının affı için) adlarını taşımaktaydı. Bu ibadette sığır, davar, kumru ve güvercin ile bazı hububat türleri de kurban edilmekteydi. Tevrat’taki birçok kurban hükmünden biri de "Süleyman Rabbe, takdimler kurbanı olarak 22 bin öküz 120 bin koyun arz etti.” (I. Krallar, 63) şeklindeydi. Yahudilik kurbanında, kanlar bir havuzda toplanır, etlerin ise bir kısmı yakılır, geri kalan yenirdi.
Kurban ibadeti Yahudiler arasında yaygın olmasına rağmen önce Babilliler (MÖ 586) Birinci, sonra da Romalılar (MS 70) İkinci Tapınak’ın yıkılmasıyla ise terk edilmeye başlanmıştı. Bunda, Yahudilerin kurbanlarını neredeyse sadece Kudüs’te kesme ısrarları da etkili olmuştu. Yıkılan mabetler ve ortamdaki işgalci baskısından dolayı kurban kesme imkânı da çok fazla kalmamıştı.

‘KURBAN YERİNE ZEDAKA DA OLUR’ DEMEYE BAŞLADILAR
Kurban kesme şartlarının zorlaşması üzerine, Yahudi rahipler ibadetin özünü bozmayacak yeni yöntemler geliştirmek yerine, tamamen farklı bir uygulama kuralı getirmişlerdi. Buna göre, kurban kesmek şart değildi, bunun yerine fakirlere “zedeka” (sadaka) vermek ya da “tevbe” (tövbe) ile de aynı sevap kazanılabilirdi.

KUDÜS’Ü TAMAMEN İŞGAL EDİNCE YENİDEN KURBAN KESİMİ BAŞLAYACAKMIŞ
Yahudiler, özellikle de bazı Ortodoks Yahudi grupları, Mesih’in gelmesiyle birlikte Kudüs’ün tamamen kendilerinin kontrolüne geçmesinin ardından, kurban ibadetinin yeniden başlayacağı inancını sahiplenmişlerdi. Bu görüşe göre, Kudüs’te Üçüncü Tapınak inşa edilecek ve kurban kesimi tekrar başlayacaktı. Günümüzde de birçok Yahudi grubu bu görüşü savunmakta. Hâttâ, 2012 yılında bir grup Yahudi, Kudüs Eski Kent Surları’nda “vaktin yaklaştığı” inancıyla iki bin yıl aradan sonra ilk kez bir keçi kurban ederek “prova” yapmıştı.

RAHİPLER: MESİH KENDİNİ KURBAN ETTİ, ARTIK KURBANA GEREK YOK
Yahudiliğin ardından hak din olarak gelen Hıristiyanlık’taki kurban anlayışı, bir önceki inançtan izler taşımaktaydı. Mesela, kendisi de bir İsrailli olan Hz. İsa dünyaya geldiğinde, ailesi Yahudi şeriatına uyarak kurban sunmak için Yeruşalim’e gitmişti. Ancak kısa bir süre içerisinde yeni dini benimseyen eski Yahudiler genel olarak, Yahudilik’teki “kurban kesmeme” anlayışını benimsemişlerdi. Küçük bir grup ise eski devirlerdeki bu ibadetten haberdar oldukları ve yeni inançta da bunun yer aldığını öğrendiklerinden dolayı kurban kesmeyi sürdürmüşlerdi
Ne var ki, Hıristiyanlığın ortaya çıktığı ve takip eden ilk asırlardaki kaotik sosyal ortamın da etkisiyle Hz. İsa’nın (as) getirdiği şeriat sağlıklı bir şekilde kayıt altına alınamamıştı. Bundan dolayı Hz. İsa’nın aralarından ayrılışı da (çarmıha gerildiği iddiası) dahil olmak üzere birçok tarihî gerçek ve fıkhî hüküm değiştirilmişti.
Bütün bunların sonucunda da birbirinden çok farklı İnciller ortaya çıkmıştı. Kutsal kitap sayısı sonunda 300’ü aştığında ise İznik’te toplanan konsülde bugün de yürürlükte olan dört İncil’in “sahih” olduğu kabul edilmişti. Kabul edilen bu İnciller’de Hz. İsa’nın çarmıha gerilerek kurban edilmesi, hayvan kurbanlarının bir tamamlayıcısı ve doruk noktası olarak sunulmuştu. Hıristiyan Babaları, bu hükümlere atıfla da artık fiziki olarak kurban kesmeye gerek kalmadığı düşüncesini kitlelere empoze etmişlerdi. Buna göre, “İsa, son akşam yemeğinde ekmeği ve şarabı kendi bedeni ve kanı olarak, yani kurban olarak” sunmuştu. Kiliselerdeki ekmek ve şarap ritüeli işte bu “Tanrı’nın Kuzusu”nun kurban törenini sembolleştirmekteydi.

BAZI HIRİSTİYANLAR KURBAN KESİMİNİ SÜRDÜRÜYOR
Hıristiyanlığın ana akım mezheplerinde kurban yer almamakla birlikte, az sayıdaki ve takipçisi fazla olmayan kimi inanç kollarında ise kurban kesme varlığını sürdürmüştü. Bu tutumda, doğru bilgiler içeren ancak bugün izi bulunamayan ya da itibar edilmeyen İnciller’deki kurban hükmünün net bir şekilde yer almasının etkili olduğu düşünülüyor. Bu çerçevede, Ermeni Apostolik Kilisesi’ndeki Madagh ayininde koyun ve keçi kesimi yapılmaya başlanmıştı. Papalık ise bu törenlere karşı çıkmıştı. Bu kesim türü halen devam etmekte. Yine kaynaklarda, Kapadokya ve Gökçeada Ortodoksları arasında da adaklar için kurban kesme uygulamalarının görüldüğü bilgisi yer almıştı.
- Dr. Osman Cilacı, “İlahî Dinlerde Kurban”, Diyanet Dergisi, Ekim 1979,
- Ahmet Güç, TDV İslam Ansiklopedisi, Kurban Maddesi
