- Çocukların uyku öncesi huzursuzluğu, beynin uykuya geçiş sürecini henüz yönetememesinden kaynaklanır.
- Vücut dinlenmeye geçmekte zorlandığında, çocuk daha huzursuz ve tepkisel hale gelir.
- Bu sürecin yönetimi için ebeveynlerin baskı yerine sakin yönlendirme yapmaları önemlidir.
Akşam saatleri birçok evde benzer bir gerilimle ilerler. Gün boyunca sakin olan çocuk, yatağa yaklaşırken bir anda değişir; sesi yükselir, tahammülü azalır, küçük uyarılar bile büyük tepkilere dönüşebilir. Bu durum çoğu zaman “uykuya direnç” olarak yorumlansa da, çocuklarda uyku öncesi huzursuzluğun arkasında beynin uykuya geçiş sürecini henüz tek başına yönetememesi yatıyor.

GEÇİŞ ANI BEYNİ ZORLAR
Erken çocukluk döneminde beyin, bir durumdan başka bir duruma geçerken yetişkinler kadar esnek çalışmaz. Oyun halinden sakinliğe geçmek, çocuk için yalnızca ortam değişimi değil; zihinsel bir kopuş anlamına gelir. Uyku, bu nedenle çocuk beyninde basit bir dinlenme anı değil, kontrolün yavaş yavaş bırakıldığı bir eşik olarak algılanır. Bu eşikte yaşanan zorlanma, huzursuzluk olarak dışa yansır.
YORGUNLUK DUYGULARI TAŞIRIR
Gün ilerledikçe zihinsel yorgunluk artar. Bu yorgunlukla birlikte duyguları düzenleyen merkezler geçici olarak zayıflar. Çocuk bu noktada kendini sakinleştirecek içsel beceriyi henüz tam olarak kullanamaz. Ağlama, öfke ya da huzursuzluk bu yüzden bilinçli bir davranış değil, bedensel bir boşalma şeklinde ortaya çıkar.

AŞIRI YORGUNLUK TERS ETKİ YARATABİLİR
Uyku süresi gereğinden fazla geciktiğinde beden bazen dinlenmeye geçmek yerine uyarılma halini artırır. Stres hormonlarının devreye girmesiyle çocuk daha hareketli, daha tepkisel ve daha huzursuz görünebilir. Bu tablo çoğu zaman “uykusu açıldı” şeklinde yorumlanır. Oysa bu, bedenin artık uykuya geçmekte zorlandığını gösteren bir işarettir.
GÜN İÇİNDE BASTIRILANLAR AKŞAM ORTAYA ÇIKAR
Çocuklar gün boyunca yaşadıkları duyguları yetişkinler gibi düzenleyemez. Küçük hayal kırıklıkları, korkular ya da yoğun heyecanlar gün içinde fark edilmeden birikir. Günün temposu yavaşladığında, özellikle uyku öncesinde bu duygular yüzeye çıkar. Bu nedenle akşam saatlerindeki huzursuzluk çoğu zaman gecenin değil, günün bir yansımasıdır.

EBEVEYNİN TAVRI SÜRECİ BELİRLER
Bu anlarda çocuğun ihtiyacı baskı değil yönlendirmedir. Sert uyarılar huzursuzluğu artırırken, sakin bir yaklaşım geçişi kolaylaştırır. Aynı sırayla ilerleyen bir akşam rutini, yavaşlayan tempo ve ebeveynin dengeli duruşu çocuğa güven verir. Çocuk sakinleşmeyi söylenen sözlerden çok, karşısındaki yetişkinin halinden öğrenir.
GELİŞİMİN DOĞAL BİR PARÇASI
Uzmanlara göre uyku öncesi huzursuzluk özellikle okul öncesi dönemde sık görülür. Bu durum çoğu çocukta sinir sisteminin olgunlaşma sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilir. Zamanla çocuk, uykuya geçişi daha rahat yönetmeyi öğrenir. Bu süreçte önemli olan davranışı bastırmak değil, geçişe eşlik etmektir.
Çocukların uykuları geldiğinde zorlanması, uyumak istemediklerinden değil; henüz bu geçişi tek başlarına yönetememelerinden kaynaklanır. Bu anlarda verilen sakin destek, yalnızca bir geceyi değil, çocuğun ilerleyen yıllardaki duygusal düzenleme becerisini de şekillendirir.