Okul öncesi dönemde çocuklar, duydukları olayları zihinlerinde yeniden kurabilir ve zaman zaman bu bilgilerin kaynağını karıştırabilir.
Bazı çocuklar hiç yaşamadıkları bir olayı, sanki kendi başlarından geçmiş gibi anlatabilir. Bazen bir sohbetten duyduklarını, bazen bir hikayeden etkileneni, bazen de kendi hayal dünyasında tamamladıklarını gerçek bir anı gibi ifade edebilir.
Uzmanlara göre bu durum bir sorun ya da “yalan söyleme” değil, gelişmekte olan belleğin doğal bir özelliği olarak değerlendirilmelidir.

BELLEK KAMERA GİBİ ÇALIŞMAZ
Çocukların belleği, yetişkinlerde olduğu gibi yaşananları birebir kaydeden bir sistem değildir. Duydukları, gördükleri ve hissettikleri bilgileri bir araya getirerek anlamlı bir bütün oluştururlar. Bu süreçte eksik kalan yerler zihinsel olarak tamamlanabilir ve ortaya gerçeğe çok benzeyen ama birebir yaşanmamış anlatımlar çıkabilir.
KAYNAK KARIŞTIRMA DOĞAL BİR GELİŞİM SÜRECİDİR
Uzmanların “kaynak ayırt etme” olarak tanımladığı bu durum, çocuğun bir bilgiyi nereden edindiğini net olarak ayıramamasıyla ilgilidir. Çocuk, bir olayı görmüş mü, duymuş mu yoksa hayal etmiş mi olduğunu her zaman kesin şekilde ayırt edemeyebilir. Bu da anlatım sırasında o olayı kendi yaşamış gibi aktarmasına yol açabilir.

HAYAL GÜCÜ VE GERÇEKLİK SINIRI HENÜZ NET DEĞİLDİR
Özellikle 2–7 yaş aralığında hayal dünyası oldukça güçlüdür. Çocuklar duydukları bir olayı kendi deneyimleriyle birleştirerek zihinsel bir “hikaye” oluşturabilir. Bu hikaye zamanla onlar için daha gerçekçi hale gelebilir ve anlatılırken gerçek bir anı gibi ifade edilebilir.
YÖNLENDİRİCİ SORULAR ETKİYİ ARTIRABİLİR
Ebeveynlerin ya da yetişkinlerin sorduğu sorular, çocuğun anlatımını fark etmeden şekillendirebilir. Özellikle “Sonra ne oldu?” gibi yönlendirici ve detay isteyen sorular, çocuğun zihninde boşlukları doldurma eğilimini artırabilir. Bu da anlatının giderek daha kurgusal hale gelmesine neden olabilir.

BU DURUM YALAN SÖYLEMEK DEĞİLDİR
Uzmanlara göre küçük çocukların bu şekilde anlatımda bulunması bilinçli bir aldatma davranışı olarak değerlendirilmemelidir. Çocuk, anlattığı şeyi çoğu zaman gerçekten doğru kabul eder. Bu nedenle tepki verirken suçlayıcı bir dil yerine anlayışlı ve açıklayıcı bir yaklaşım tercih edilmelidir.
EBEVEYN YAKLAŞIMI NASIL OLMALI
Çocuğun anlattığı bir olayda gerçeklikten sapmalar fark edildiğinde, doğrudan düzeltmek ya da “bu doğru değil” demek yerine nazikçe yönlendirmek daha sağlıklı kabul edilir. Açık uçlu ama yönlendirmeyen sorular sormak, çocuğun kendi anlatımını daha net kurmasına yardımcı olur.
Aynı zamanda aile içinde konuşulan konuların içeriğine dikkat etmek de çocuğun zihinsel süreçlerini doğrudan etkileyebilir.