Kuruma noktasından doluluğa: Gülbahar Baraj Gölü yeniden hayat buldu

Kuruma noktasından doluluğa: Gülbahar Baraj Gölü yeniden hayat buldu

Geçen yıl ekim ayında doluluk oranı yüzde 4’e kadar gerileyen Gülbahar Baraj Gölü, kış aylarında etkili olan kar ve yağmurla eski seviyesine yaklaştı.

Bingöl’de 2025 yılının sonbaharında kuruma noktasına gelen Gülbahar Baraj Gölü, mevsimsel yağışların ardından yeniden doldu. Ağaçeli köyünde Koçan Deresi üzerine sulama amacıyla 1996-2003 yılları arasında inşa edilen baraj gölünde, geçen yıl küresel kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle su seviyesi ciddi oranda düşmüştü.

Doluluk oranının yüzde 4’e kadar gerilediği 4 Ekim 2025’te, geçmişte sular altında kalan eski Solhan kara yolu ve bazı yapı kalıntıları gün yüzüne çıkmıştı. Kış aylarında etkili olan yoğun kar ve yağmurla birlikte su seviyesi yeniden yükseldi; eski yol tekrar su altında kaldı. Artan su seviyesiyle birlikte baraj gölüne martıların da geri döndüğü gözlendi.

"SON İKİ AYDA TAMAMEN DEĞİŞTİ"

Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Akyüz, barajın kent için en önemli su kaynaklarından biri olduğunu belirtti. Yaklaşık 1,5 milyon metreküp su hacmine sahip gölün, su döngüsü, biyoçeşitlilik ve mikro iklim dengesi açısından kritik rol üstlendiğini ifade etti:

4 Ekim 2025’te doluluk oranı yüzde 4 civarındaydı ve eski Solhan yolunu net şekilde görebiliyorduk. Bugün itibarıyla tablo tamamen değişti. Son iki ayda Bingöl’de etkili olan kar ve yağmur, su seviyesini önemli ölçüde artırdı.

Genel tabloya bakıldığında Bingöl’deki barajların doluluk oranının yaklaşık yüzde 50 seviyesinde olduğunu aktaran Akyüz, önümüzdeki aylarda beklenen aşırı sıcaklıkların buharlaşmayı artırarak yeniden kuraklık riskini gündeme getirebileceği uyarısında bulundu.

TARIMSAL ÜRETİM İÇİN UMUT, ANCAK TEMKİN ŞART

Bölgede geçim kaynaklarının başında tarımın geldiğini hatırlatan Akyüz, su seviyesindeki artışın tarımsal faaliyetlere ivme kazandırabileceğini söyledi. “Su yoksa üretim olmaz, üretim yoksa yaşam sürdürülemez.” diyen Akyüz, suyun planlı ve tasarruflu kullanılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye’nin su stresi yaşayan ülkeler arasında bulunduğuna dikkat çeken Akyüz, ilerleyen yıllarda su kıtlığı riskinin artabileceğini belirtti. Bu nedenle modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Akyüz, damla sulama gibi yöntemlerle yüzde 30 ila 50 arasında su tasarrufu sağlanabileceğini kaydetti.

Sulamanın sabah erken ya da akşam serin saatlerde yapılmasının buharlaşmayı azalttığını belirten Akyüz, toprağın çıplak bırakılmaması, anız ve bitki örtüsünün korunması ile daha az su isteyen ürünlerin tercih edilmesinin de su yönetiminde önemli adımlar olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)